Söz… bu seneyi daha sakin geçireceğim

xmas trees

Yeni bir yıl yeni umutlar yeni yapılacaklar-yapılmayacaklar listeleri, yeni kitaplar yeni diyetler…. hayatımıza yeni bir çok şey giriyor her yıl. Ama 31 Aralık günü kendi kendimize verdiğimiz bütün sözleri en çok şubat ayına kadar tutabiliyoruz.

Bu sene çok kararlıyım bu koşturmacaya bir son verip daha sakin yaşayacağım….

Hadi bakalım

Yeni Yılınız Kutlu Olsun.

Genel, Yaşam içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

22 Nisan Dünya Günü

Sürdürülebilirlik konusunda blog sahibi olup dünya günü hakkında yazı yazmamak olmaz. Fakat ben konuyu eğlenceli bir bakış açısıyla ele almaya karar verdim. Bu yazımda genel olarak Dünya Günü’yle bizim aramızdaki ilişki üzerinde durmak istiyorum
Her ne kadar 1970’den beri dünyanın çeşitli yerlerinde kutlanıyor olsa da Türkiye’de yeni yeni ilgi görmeye başlayan bir gün Dünya Günü. Bu günün önemi ve tarihçesiyle ilgili wikipedia başta olmak üzere internette birçok yazıya ulaşabiliyoruz. Bu konuyu es geçip bizim bu günle baş etme ve konuya yaklaşımız nedir biraz bu konulara değineceğim.
Bu özel günden haberdar olmamız genelde google logosu sayesinde gerçekleşiyor. Sabah bilgisayarı açınca bir anda çiçekler böcekler etrafı sarıyor…aaa neler oluyor diye logonun üzerine tıklayınca konudan haberdar oluyoruz. Benim gibi televizyonda daha çok baby tv seyretmek zorunda kalanlarsa o kanalın karakterlerinin heyecanla bu günü kutlamasından anlıyor.
Peki bu gün hakkında ilk izlenimlerimiz neler oluyor
Bu konuyla ilgili en çarpıcı yorumları ekşi sözlükte okuyabilirsiniz. Kimisi anlam veremiyor ’Dünya günü. Bu da 22 nisanda kutlanan bir günmüş öğrenmiş olduk’ diyor. Kimisi kızıyor ‘Çevreci bir faaliyet olan dünya günü kutlamalarına 1990’da central park’ta katılanların geride bıraktığı çöp miktarı 100 tontur’. earthday03Kimisi ise gerçekten kafa yoruyor bu duruma ve isme ‘anlam veremediğim gün. örneğin babalar gününde diğerleri babaları kutlar, anneler gününde keza aynı şekilde, kadınlar gününde erkekler kutlar, erkeklerin zaten günü yok. peki dünya günü nedir bu durumda? diğer gezegenlerde yaşayanlar mı kutlayacak günümüzü? dünya dışında yaşayan akıllı canlılar bulundu da bize mi haber verilmiyor? neler oluyor?’

Şaka bir tarafa dünyamız için bir şey yapmak isterseniz ve bu günün içeriğiyle ilgili daha detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz işte size birkaç web sitesi

http://www.earthday.org/earthday2012

http://www.epa.gov/earthday/

http://www.cekulvakfi.org.tr/

http://youtu.be/XdwC03n2whQ

 

 

Genel, Tanımlar içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Artıları ve Eksileriyle QUASAR İSTANBUL Projesi

 

quasar-istanbul-by-marcel-wanders-wins-at-the-L-8dB9GY

Son zamanlarda yapım şeklinin ‘şaibeli’ olması nedeniyle sıkça gündeme gelen Quasar İstanbul, Şişli’de Tarihi Likor Fabrikası’nın (Yanında Ali Sami Yen Stadı vardı) yerine yapılan bir gökdelen projesi. Açıkçası, diğer bütün gökdelen, rezidans projelerinden farklı olduğunu düşünmediğim için bu güne kadar hiç üstünde kafa yormadığım bir projeydi. Ta ki DGNB sertifikalı bir yapı olduğunu öğreninceye kadar. (Biliyorsunuz yeşil sertifikalı binalara özel bir ilgi duymaktayım). Bende bu yapıyı araştırmaya başladım. Meğerse neler olmuş neler…. 

Öncelikle şu şaibeli dediğim durumu size kısaca açıklamam gerekiyor. 2 nolu koruma kurulu tarafından 2006 yılında endüstriyel miras olarak koruma altına alınan likör fabrikasını, 4 numaralı tabiat varlıklarını koruma komisyonu korumak için yıkma kararı aldı. Restorasyon okuyanlar…. evet siz bu vakte kadar her şeyi yanlış öğrendiniz, biz Türkiye’de restorasyonu yıkarak yapıyoruz!!. Sonra TMMOB Mimarlar odası İstanbul şubesi yapılacak projenin yoğunluğunun, imar planlarının ve bulunduğu yerle ilgili olarak projeyi durdurmak için dava açtı. 2013’in son günü bazı gazetelerde açılan dava sonucunda projenin kamu yararına ve şehir planlama ilkelerine aykırı bulunarak iptal edildiği haberi çıktı. Projenin ortakları olan Emlak Konut GYO ile Viatrans-Meydanbey Ortak Girişimi jet hızıyla bu haberi yalanladı….ve durum böyle devam ediyor.

quasar

Gelelim sertifikalı bir yapı olması durumuna… DGNB Almanların 2. nesil yeşil bina sertifikası olarak adlandırdığı bir sistem. LEED, Breeam gibi ülkemizde kullanılan ve 1. nesil olarak adlandırılan sertifika sistemlerinden farklı olarak bulunduğu ülkedeki yasa, yönetmelik ve standartlara adapte olabilmesi DGNB sertifikasının önemli özelliklerinden birisi. Standart bir bina yerine sertifika sahibi bir bina yapıyor olmanız tabi ki çevreye, doğaya ve insana duyarlı olduğunuzu gösteriyor ve her zaman takdirle karşılanıyor. Ama daha önceki yazımda da belirttiğim gibi bu sertifikaların hiçbiri Türkiye’nin coğrafi, kültürel, ekonomik ve siyasi özelliklerine göre yapılmadığı için gözden çok önemli şeyler kaçabiliyor.

Maalesef sonuçta da bu kadar olaylı bir şekilde başlayan ve devam eden bir projenin yeşil sertifika almış olması ne ifade eder onu sorguluyorsunuz ve bir noktadan sonra bu sertifikalar size anlamsız gelmeye başlıyor…

Kentler, Mekanlar içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Konutun Değişimi

house

12-13 Aralık 2013 tarihlerinde ODTÜ’de Mekanlar/ Zamanlar/İnsanlar: Evsellik, Ev, Barınma ve Mimarlık Tarihi sempozyumu gerçekleştirildi. Sadece yarım gün katılabildiğin sempozyumda, konusunda ciddi araştırmalar yapmış ve kuramsal altyapısı çok kuvvetli olan hocalar bilgilerini paylaştılar. Birçok farklı alt başlık hakkında konuşulan bu sempozyumda aslında konutun kullanıcısı için geçmişte ne olduğu, şimdi nasıl kullanıldığı ve gelecekte ne olabileceği üzerinde birçok felsefeci, coğrafyacı, sosyolog vb. kişilerden referans alınarak sunumlar yapıldı.

Ama sunumlar yapılırken ve sunumlara getirilen eleştiriler sırasında kafama takılan bazı noktalar oldu. Konut,1980’lere kadar yani Y kuşağına kadar aslında farklılık gösterse de belli kalıplar çevresinde gelişiyor, değişiyor ve dönüşüyordu. Ama metropollerdeki modern gündelik hayat yani hız, teknoloji, sanal ortam gibi bu zamana kadar hiç hayatımızda olmayan kavramların bir anda gündelik hayatın merkezine oturması aslında konut kullanımını da değiştirdi. İnternetin icadı 1990 dersek son 20 yılda 20 yüzyıllık değişimi yaşadık. Ve aslında bu değişime en hızlı ayak uyduran ve hayatını bu kavramlar çevresinde şekillendiren X ve Y kuşakları oldu. Bu nedenle aslında bütün eski bildiklerimizi bir kenara koyup bu insanların ev hayatlarının nasıl olduğuna ve mekanları nasıl kullandıklarına bakmak lazım.

Bazı sunumlarda –bence- konutun değerinin azaltıldığını düşündükleri için bazı hocalar sert açıklamalarda bulundular. Özellikle salonun günümüzde kullanım alanları tartışıldığında X ve Y kuşağı insanlarının bu mekanı ‘her şey’ için kullandığı vurgulandı. 

Salon aslında kullanıcısı için konut haline gelmişti. Düşünüyorum….. evet ben ve benim çevremdeki birçok insan böyle yaşıyor ister bekar olsun ister 2 çocuklu. Bunu herhangi bir bilimsel altyapıya oturtarak değil sadece gözleme dayalı olarak söylüyorum.

Bence hayatımıza giren yeni kavramlar yeni yaşam biçimleri doğurdu. Konutun kullanımı, mekansal özellikleri, kullanıcısı ile olan ilişkisi her gün değişiyor. Belki de gerçekten ‘bir yurt odasında yaşar gibi’ bir yaşam sürülmesi konutun, günümüz yaşam koşullarına uygun olan kullanım şeklidir. 

Mekanlar, Toplantılar, Yapılar içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

2013’de neler oldu neler….

yilbasi (1)Bir haftadır 2013’ün bir özetini sizin için hazırlamayı düşünüyordum. Nereden başlasam neleri yazsam derken uzun zamandır takip ettiğim Yeşilist blogunun 2013 hakkında paylaştığı bilgiler gözüme ilişti. Tamamen çevreci kaygılarla ve doğa-dünya dostu olma yolunda yapılması gerekenleri paylaşan bu blog aslında benim düşündüğümü farklı kategorilerde çok güzel özetlemiş.

O yüzden ben hiç uğraşmadan blogu ve blogdaki yazıları sizinle paylaşıyorum.

Umarım 2014 yılı hepimizin, kendisine/çevresine biraz daha fazla zaman ayırabildiği, koşturmadan, sakince sevdiğimiz aktiviteleri sevdiğimiz kişilerle yapabildiğimiz, dünyaya ve canlılarına karşı biraz daha duyarlı olduğumuz,  huzurlu ve sağlıklı bir yıl olur.

Genel, Yaşam içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Geri dönüşümde yeni bir kavram Upcycling

Ülkemizde geri dönüşüm kavramı son yıllarda iyice bilinir hale geldi, özellikle belediyelerin konuyla ilgili çalışmalar yapması bu bilinirliğini arttıran en önemli etkenlerden biri….

Fakat geri dönüşüm, içerdiği yöntemler ve işlemler sebebiyle eleştirilere maruz kalmaya başladı ve işin ehli kişiler tarafından çeşitli alt başlıklara ayrıldı. Bunlardan biri de upcycling.

Upcycling kavramını ilk, 1994 yılında Reiner Pilz, Salvo dergisine verdiği röportajda kullanmıştır. Reiner Pilz bu makalede geri dönüşümü downcycling (aşağı dönüşüm) olarak tanımlamış, bu anlayışta her şeyin param parça edildiğini vurgulayarak bizim asıl ihtiyacımız olan şeyin upcycling (yukarı dönüşüm) yani eski ürünlere daha çok değer vermek olduğunu savunmuştur.

Upcycling “atıl durumda olan ürün ve eşyaları daha yüksek kalitede ve daha çevre uyumlu yeni bir ürüne dönüştürmek” şeklinde tanımlanabilir. Geri dönüşümde ürün kimyasal işlemden geçiyor ve olduğundan daha düşük kaliteli bir ürün haline geliyor oysa upcycling’de böyle bir işlemden geçme süreci olmadığından malzemenin niteliklerini koruyor.

2012’den beri kendinden sıkça söz ettiren bu kavram aslında siz farkında olmadan çoktan hayatınıza girmiş durumda. En gözde örnekler arasında yer alan Çöpmadam, kadın girişimcilerin ambalaj atıklarından aksesuarlar tasarlaması sonucunda ortaya çıkmış bir firma. Hep Design ise özellikle plastik bazlı atıklardan aksesuar üreten bir firma.

copmadam224428_245207835513412_7700855_n

Ürünlerin sanat eserine dönüşmesi ise bence o ürünün gelebileceği en üst seviyedir. heykeltıraş Fırat Engin eserlerinde artık kullanım ömrünü doldurmuş gündelik hayata dair eşyaları sanat objesi haline getiriyor.

buzdolabı

 

 

 

 

 

Aslında bizim kültürümüzde ‘vita’ kutularından çiçek saksısı yapmak zaten var. Sadece buna yeni bir isim vermiş olduk. İşte size evde yapabileceğiniz birkaç uygulama. Çatallardan askı, kasalardan kütüphane tasarlayabilirsiniz….sadece biraz yaratıcılık gerekli!

catallar

kasa1

Sizinde gerçekleştirdiğiniz upcycling örnekleri varsa burada bizimle paylaşırsanız sevinirim

Sanat, Tasarımlar, Yaşam içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Türkiye’de ki sertifikalı binaların vahimliği….

Artık bayağı moda haline gelen yeşil bina sertifika sistemlerinden birinden sertifika alan bir yapınız olması sizi kamuoyunda daha prestijli ve çevre duyarlı biri haline getiriyor. Ama inşa ettiğiniz bina gerçekten bu özellikleri taşıyor mu? Diyeceksiniz ki koskoca sertifikayı almış daha ne yapsın… ama işin gerçek yüzü öyle değil…

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Türkiye’de çeşitli sertifika sistemleri kullanılıyor ve son zamanlarda bu unvana sahip binalar hızla arttı. Her Gordion Alışveriş Merkezi’nin önünden geçerken bu sertifika sistemlerinin çok ciddi kriterleri var da bu alışveriş merkezi nasıl sertifika aldı diye söylenmeden edemiyorum.

Mayıs 2013 tarihinde Gazi Üniversitesi’nde gerçekleşen Akıllı ve Yeşil Binalar Kongresi için bu konuyu araştırmaya karar verdim ve sonuçlar gayet ilgi çekici ve şaşırtıcıydı. Bu sonuçları kısaca açıklamak gerekirse

–  İlk olarak kullanılan sertifikaların belli yönetmelik – standartları olan ülkeler ve belli özelliklere sahip coğrafyalar için olduğunu unutmamak lazım…yani Türkiye’ye aslında birçok kriter uymuyor.

–  Arazi kullanımı hakkındaki kriterlerde Gordion Alışveriş Merkezi örneğinde ki gibi, bize uymayan veya eksik olan bir şeyler olduğu çok açık

gordion

GORDION_ALISVERIS_MERKEZI1-620x360

 

 

 

 

 

– Malzeme kullanımı ve düşük emisyonlu malzeme kullanımı konuları da oldukça sıkıntılı. Uzmanların görüşleri ‘Düşük emisyonlu malzeme üretmek için laboratuar kurmak çok pahalı kimse buna yanaşmıyor’ şeklindedir.

– Yapı inşa edilmeden önce düşünülen verimliliğin bina işletim sisteminin çalışmasından sonra gerçekleşmediği maalesef kanıtlandı. Bunun nedenleri arasında beklenmedik iklimsel koşullar, işletim sisteminin tam verimli çalışmaması gibi problemler gösterilmekte.

– Türkiye deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülke ama kullanılan hiçbir sertifikada depremle ilgili bir kriter bulunmuyor.

Tabiî ki sertifikalı binaların birçok artısı bulunmakta ve çevreye verdiği zararın sertifikasız binalara göre çok düşük olduğu bilinmektedir. Ama burada önemli olan Türkiye’nin koşullarına uygun en iyi sertifikayı ve bu sertifikaya uygun en iyi binaları inşa etmektir.

Bildirimin tamamını ek bilgiler kısmından ulaşabilirsiniz…farklı düşünceleri olanların bu düşüncelerini paylaşmasından mutluluk duyarım

Kentler, Toplantılar, Yapılar içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum